19 Şubat 2012 Pazar

İncitmeden yaşamak mümkün değil midir ?

Hiç bir varlığı incitmeden yaşamak isterdim. Herkesin yeterince incinmişliği varken olabildiğince kaçmak isterdim incitmekten ...

Yaşam anlayısımız tamamen her cümlede kötü bir anlam aramakla doğru orantılı bir hale gelmiş oysa hiçbirimiz özünde kimseyi kırma taraftarı degildir coğu zaman hayatın yükünü stresini sevdiklerimizden cıkarıyoruz rahatlamak bir yere daha da kalbimize yük oluyor kırmışlıklarımız... Kalbimizin nadir iyi taraflarından olan sevmek duygusunu keşke özene bezene süslesek, küçük bir fidan gibi büyütsek ,koca bir çınar yapabilsek, bunu yaparkende fidanımızı cürüten tüm duygulardan uzak tutsak, zor olan hayatta biraz daha rahat nefes almaz mıydık...Ben kırmışlıklarıma hep üzülüyorum ama  hayatın kuralı varya hani ''kırılmamak için kırmak '' vazgeçmemiz gereken iyi niyetlerimiz işte o bazen tüm duygularımızı alt üst ediyor doğruyu yanlışı sorgulatıyor...

 Marin SORESCU nun yazdığı gibi 
Işığı kapayınca kelebeklere acıyorum
Acıncada yarasalar...
Kimseyi incitmeden bir tek adım atamaz mıyım? 
Burdaki ayırım önemli işte seçtiğin taraf vicdanına kalbine sana hitap etmeli ki vicdanımızın yükünden kurtulalım yada taşıyabiliceğimiz kadar yük alalım kalbimize...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder