18 Eylül 2012 Salı

Zamanın öğretemedikleri

Değişimin zamanla ılgisi olduğunu düşünürüz oysa en önemli kararları bir anda vermezmiyiz öfkeyle sormadan sorgulamadan , heyecanla ilerisini düşünmeden ,kafanız allak bullakken sorgulamadan kendi haline bırakıvermezmiyiz ? Sonrası bir yığın düşünce değilmidir Hayatımızın bir bölümü takılıp kalmakla geçmiyor mu ? En derin acılar içinde boğulurken zaman neredeydi? Acının aşamaları vardır ilk anı dayanılmaz sanırsın nefesin kesilir ,dünya kararır, zaman ilerlemez ölmek için dua edersin ikinci aşama: uyku ilaçları sakinleştiriciler dondurursun sanki içinde acılarını üçüncü aşama :kıyaslama anılar üzerine üzerine gelir unutmaya çalıştıkça inadına karşına dikilir ağlamaklı gözlerle dolaşırsın günlerce kimi zaman yolda tutar bu illet güneş gözlüklerinle saklarsın içten içe haykırışın olur kimi zaman bir rüyadan uyanıp yakalar kimi zaman otobüste kendinle dertleşirken çıkıverir karşına dördüncü ve sonraki aşamalar kabulleniş ve yeni başlangıçlar zaman herşeyin ilacı filan değil varsa bir ilaç oda zihninizde ödediğimiz bedellerdedir. Sonra yavaş yavaş etrafı görmeye çalışırsınız size değer verenleri üzüntünüze saygı gösterenleri eski dostları neyi kalpten yürekten hissedip istemişseniz eninde sonunda size geri döndüğünü izlersiniz yıllar sonra... Neyi yaşadıysanız aynısını karşınızdaki yaşarken şahit oluverirsiniz beraber şaşırırsınız. Yıllardır içinde biriktirdiği pişmanlığı söylerken gözlerini kaçırıverir sizden... Hayat işte keskin virajlar dümdüz yollar ucurumlar çıkıveriyor önümüze hatalarımız oluyor yanlızlıklarımız oluyor öğreniyoruz düşe kalka yaşamayı hepsine eyvallah ama ya duygularımıza ne oluyor onuda öldürüp seri katil gibi zerre acı çekmeden sineye çekebiliyor bazılar. Sanırım onlar kadar iyi bir oyuncu değilim ama kendi duygularımın kendi vicdanımın bekçisiyim çok sükür sıkıntıları soğuk kanlılıkla zamana bırakabiliyorum artık söyleyecek sözüm varken susabiliyorum , konuşmayı nimetten saymadığım zamanlarım var yavaş ama emin adımlarla ilerliyorum bunların hepsi olurken üzüntüm de sıkıntım da beni gül yaprağı gibi avuçlarında tutan bir dostum ,can yoldaşım var hep söylediğim gibi iyi ki var !Hayat işte yaşamayı yaşanır hale getirmekle meşgül olduğumuz, zamanın öğretemediklerinin arasında sıkışıp kaldığımız hayat işte .

12 Eylül 2012 Çarşamba

Hayaller Ülkesi,

Her insanın hayaller ülkesi olmalı vardır da zaten kimi basit, kimi ayrıntılı,kimi gösterişli,kimi hep üstündür hayaller ülkesinde .kimi hep beğenilme arzusunda hayallerinde bile hayrandır kendine , kimi lüks arabasında….
Ben bunların hiç birini hayal etmedim bunların içinde sevgi ,dostluk ,tatlı ,samimi sözcükler olmalı. Benim hayallerimde hep mutlu insanlar var o hayallerin içinde benim olmadığım zamanlar var…
Kücük şirin bir evin içine dolduruyorum mutlu insanlları ev tıklım tıklım hoş sohbetler tatlı , renkli kurabiyeler, kahve kokuları …Seven insanları dolduruyorum hayallerime evimin yemyeşil,mis kokulu ciceklerle dolu bir bahçesine taşırıyorum sevdiklerimi uzaktan keyifle izliyorum onları canım arkadaslarım ,dostlarım sevdiklerim ,sevdiğim! ne çok yakıştı onlara mutluluk, biribine bağlıllık …
Yalanı dolanı çekiştirmeyi hayal kapımın dışına bırakarak kuruyorum hayallerımı ha bir de kendimi yanlız hayal ediyorum cicekler ağaçlar sebzeler yetiştiren ben. varım yoğum evimdir ya benim küçük şirin evimin her zerresinde emeklerimin olduğu bembeyaz bir ev , cicek desenli pembeli, yeşilli ayrıntılar… İşten çıkınca kendimi atacağım bir bahçem, tatlı uyku kaçamaklarım olmalı... Bir kitabı okurken keyifle kahvemi de yudumlamalıyım hayatın keyfine vardığım zamanları hayal ediyorum yaşamış kadar oluyorum…

24 Ağustos 2012 Cuma

Güzel günleri resim gibi cizmezmiyim bundan sonra... Gülümsememi en büyùk ziynet olarak takip salinmazmiyim meydanlarda... Huzuru baş taci yapmazmiyim... Huzurumu kaciranlara el sallamazmiyim uzak diyarlardan... Kendi pisliğinde boğulan zavallilara camurunda mutluluk dilemezmiyim hic !!! Değerimi bileni yanimda salindirmazmiyim... Herkes birbirine yalandan sarila dursun ben alirim avuc icimi yanağimin üzerine koyar kendi kokumla uyurum bundan sonra...

19 Ağustos 2012 Pazar

Bayramlik sevinçlerimiz :)

Vee Bayram gelir tum tatli telasiyla birlikte... Birlik beraberligin en tatli zamani simdi opucuklerin yanaklarda ucustugu bu gunde kocaman bir bagdir icimizde buyuttugumuz...Bayramlik sevinclerimi giydim cocukluk hayallerimi taktim takistirdim tum samimi sevinclerimle bayramin damakta biraktiği cikolata tadinda bulusmak uzere :))

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Saplantili mutsuzluklara Veda

Saplantili mutsuzluklar da boguluyormusum ne zamandir saglam adimlar atmaya basladikca daha iyi fark ediyorum... İnsanlarin menfaatci olmasi eskisi kadar kizdirmiyor beni... tasin altinda ezilen elimde o kadar acimiyor.. iyi ki diyorum iyi ki yasamisim iyi ki hayat bunuda ogretmis saplantili mutsuzluklarim yok artik benim kadere isyan etmeyide birakali oldu biraz...Merhametiyle kalbime huzur veren Rabbime siginmak herseyden iyi herkesten fazla ilac ...Babacigimin dizinde masallar yerine dualar dinliyorum baba kiz oldugumuzu unutuyoruz bazen o anlatiyor ben anlatiyorum babam gibi olmali adam diyorum babam gibi... Saplantili mutsuzluklardan uzak tutuyorum kendimi raziyim bugunumden dualarima guveniyorum insanlar yerine...

27 Temmuz 2012 Cuma

Huzurun Sessizliği

Bir huzur esintisi hafifçe dokundu yanaklarima Hic bilmedigim uzak diyarlardan gelmis gibiydi Susmanin hos bir lisan oldugunu anlatir gibiydi.. Konustuk uzun uzun susmanin guzel buyusunde ... Kapatmak lazimmis coğu insana kendini ... Herkesle dert konusulmazmis herkese yürek acilmazmis... Anlatilmazmis Susulurmus uzun uzun icindeki atesi kisana kadar susulurmuş... Dert edilmezmis, sevmeyenlere yanilmazmis... Sevmeler baska yarinlara birakilirmiş... Umut etmek öyle herseye olmazmis Nefsine hevesine uyulmazmis ... En büyük yalanlar kendine soylenirmis ya vicdanina itiraf edermissin çok sonra... kendini savunmayi biraktiktan sonra... Bin nefesin tadinida alsan bir nefesmis ruhun bekcisi... Ama egilmemek gerekmis bekciye egildikce ezilirmissin Ezildikce soylenir... D ünyada varsa bir dikili beklentin o sana yar olmazmis Beklemedikçe guclenirmissin guclendikce beklemenin kediye uzatilan ama hic verilmeyecek bir ciğer oldugunu anlarmissin . Nedeni nicini bir kenara Sana yapilan haksizliklarida Allaha emanet edip Üstündeki kiri pasi silkeleyip yoluna devam edilirmis.En onemlisi nefes alirken hala tövbe edilirmiş ...

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Şaşacak bir şey yok. Yüzme bilmeden suya atılmış insanlar birbirlerini boğarlar."

Düne dair düşündüğüm her şey anlamsız şimdi... Beynimde bir yerler acı şokuna girmiş olmalı ... Kırgınlıklarım ve anlatamadıklarımış anlıma yazılan ... Eyvallah artık hepsine eyvallah !!! Anlaşılmak daha anlamsız artık ... Dedim ya düne ait ne varsa Kendimi kandırmışlığım işte ... Tokat gibi kaçıncı inişi yüzüme ??? Anlayamadıkları kalbim mi sanıyorlar ? Yoksa geçimsiz tavrım mı ? Vazgeçişlerim ? Geri dönüşlerim ? Sevişlerim ? Varımı yoğumu döküşlerim ? Bağırmalarım ? Olmazdık merak etme en başından ... Yokum da zaten olmadım da hiçbir zaman!!! Şaşacak bir şey yok. "Yüzme bilmeden suya atılmış insanlar birbirlerini boğarlar."

7 Haziran 2012 Perşembe

'' Mesafe ''

Bir hayat istiyorum içine bolca huzur koyduğum ... İnsanlara tatlı bir mesafeden baktığım... Kimsenin eksenine girmeden yaşadığım... Bağımsız bir ülke gibi kendi duygularımın bayrağını dalgalandırdığım... Fazlasıyla zorlu hayatın ne tuzu ne biberi olan... Kendi yağında kavrulan... Tatlı bir sözün tuzağına düşmeyen... Kendi kalbimin efendisi olabileyim yeter...

6 Haziran 2012 Çarşamba

"Ruh Gunlugu"

Dogdugumuzda koparildik aslinda mutluluktan huzurdan onumuze bir hayat serildi yuzlerce sorunla birlikte cogu zaman kalbimizdeki o tarifsiz aci kalicakti" kirilmislik" nasil bir duygu ki hem canini yakiyor hem susturuyor hem masumlastiriyor hem.boynunu bukturuyor dedim ya sahibiniz olan mevlamdan koparilmanin acisi icindeyiz butun kalpler sevgiye muhtac gormus tabi ruhlarimiz sevilmek ne demek sevmek ne demek en saf haliyle... gecenlerde mesnevi uzerine bir yazi okumustum en etkileyici yani o iki cumle gunlerce dusundurdu beni bizler dunyada oluyuz asil olunce diri olucagiz ... Nasilda hak verdi mutsuz uzgun halsiz yanim kimbilir kac defa hayal kirikligi gordu bu kalbim kac defa mutlulugunu hice sayarak yari yolda birakti sevdasini kolaymidir ki sevdasindan mutlulugundan vazgecmek nasil vazgecer insan demeyin vazgecer anlasilamamak illetine tutulmusuz hepiniz salgin bir hastalik kac kisiyi yakip yikti kimbilir... Ey guzel allahim delimiyiz ki bir tutam mutluluk icin heba ediyoruz su canlarimizi hirpalanmaktan dusmekten kosmaktan yorulmayan kalplerimiz gun geliyor pes ediyormus... Ah guzel kalbim gel otur konusalim seninle hayat denilen imtihan dunyasina fazla kaptirma kendini gorduklerin sevdiklerin o arzularin birer hayal ucup gidicek elinden sen kendine tutun fazla beklentilerinin basini kes insanlari rahatsiz etme herkesin imtihani kendine yetiyor zaten bir kalbe mutluluk veriyorsan bir cift goz seni gordugune mutluysa sevin mutsuzsa mesgul etme...

5 Haziran 2012 Salı

Sonra bişey oluyor ve artık eskisi gibi olamıyorsun...

Birçok soru var kendime soracağım… Hep bir “Nerden başlasam?” endişesi alır içimi, kendime karşı bile tedirginim. Korkularından, endişelerinden ve -en garip olanı- sevgilerinden vazgeçmeye çabalayan insanlarla dolu sokaklar.Ben neresindeyim bu düzenin ne tarafı seçmekle yükümlüyüm Aklıma hükmeden kırılmışlıklarımı yenemez olmuş kalbim Ahh nasıl bir duygu ki bu boğazıma düğümleniyor aklımda çözemediğim tüm sorunlar... Ne büyük hayallerim oldu hayatta nede hırslarım bir canyoldaşım olsun istedim beraber hayata göğüs gerelim diye yakınımda yanıbaşımda olan acılarımda omzunda ağlayacağım sevincimde beraber ... çok şeymiş meğersem vazgeçtim hayat al oda senin olsun yeter ki bir daha canımı bu kadar yakma ... Öğrenmelisin güzel kalbim herkes kadar onun kadar yaşamayı kendini bırakmadan Yaşayamıyorsan bile rol yapıcaksın usul usul alışıcaksın onsuzluğa hayallerinin yıkılışını sukunetle izliceksin. Başkaları sevecek sevdiğini de kim bilir daha da mutlu edecek sindireceksin! alışacaksın ...! Hayatta insanlardan yılandan akrepten kaçar gibi kacacaksın... Kalbim; İnsanlar anlamazlar seni kabul ediceksin HAYAT; kör sağır dilsizdir... Sen kendin için, içindeki zehri dışarıya atmak için yazacaksın ...

1 Mayıs 2012 Salı

Dilin Esiri Zavallı Kalpler...

Kalpler dilin esiri olmuş bu zamanda Öfkenin esiri... Tertemiz sevgilerini şeytana verdiğiniz sözlere mi sattınız ? Kendim dediğiniz kimdi ? neye değiştiniz sevginizi Sevdiğinize verdiğiniz sözleri tutmamakla suçlanıyorsunuz kalpler İkiyüzlü olmakla .... Bütün kabahati suçu kalplerinize atın bakalım!!! Nasılsa en güçlü yanınız Kalbiniz O affeder, O sabreder, o sever ... Bir gün gelir hiç beklemediğiniz zamanda kalbinizde ölür Onca pisliğin onca samimiyetsizliğin altında nefes alamaz hale gelir Atılan onca iftirayı kaldıramaz bir gün ... Bir gün gelir sinek kadar küçük mide bulandıran bir konu kalbinizden üstün olur ... Bir dilin isyanı şöyle demiş; sevdiğim bana verdiği sözü tutmadı söylemiştim ona bu son diye Benimle bir daha tartışırsan biter söz verdim kendime diye ... Ey dil sevgilin seninle tartıştı hadi git tut kendine verdiğin sözü !!! Ey o dilin tutsağı kalp sen kal sevdiğinin yanında O dilin cehenneme kadar yolu var...... Ne sevdiğin sana verdiği sözü unuttu nede sevmekten vazgeçti En cok canı yandığında bile vazgeçmedi seni sevmeten Ne gurur yapıp vazgeçti senden nede yalvarmadığı af dilemediği kaldı Zaman geldi tüm suçu günahı boynuna yükledi tüm hata benim dedi Zaman geldi huyuna suyuna karşı koydu asiliğine dur dedi Bazen başaramadı bu yüzden terk edildi! Sevgi hangi kalıba girmişte bu hain dilin kalıbına giricekmişşşş Hesapsız şartsız sever kalpler Varsa bir sorun o bizim iletişim dilimizden kaynaklanır Yoksa kalplerimiz ne şartlarda sevdi ne şartlarda vazgeçmedi birbirinden Çözemedik ya sevdiğimizin huyunu suyunu ,kusurlarını zayıf yanlarını... Ne kadar anlamak için caba harçadın ki ? Onun ruhuna bürünmeyi başarabildik mi ? Herşeye rağmen yanında olamadık ya! Kafa tutmak rest çekmek en kolayı hain ilan etmekte en kolayı Oh ne güzel dimi bütün suçu günahı yükledin sevdiğinin boynuna gidiyorsun öylemi! Kalbin rahat mı ? Güle güle sevgili... İMZA: Kalpler vardır bir ömrü vardır birgün ölürler... Kalpler vardır çoktan ölmüşlerdir bedenlerinin ölmesini beklerler...

2 Nisan 2012 Pazartesi

Hayat Haykırıyor ; İNSAN = SABIR diye...



Hayatımızın tamda merkezinde sabır var
Dünyaya geldiğimiz ilk günden itibaren sabrı öğreniyoruz.
Anne karnında hayata gelmek için iki büklüm sabrediyoruz.
Hayata geliyoruz yaşamı sabırla ,düşe kalka öğreniyoruz ...
Büyüyoruz hayata tutunma, bir yerlere gelme savası veriyoruz .
Bir yandanda kalbimize sabretmeyi ,mantığımıza sabretmeyi öğretiyoruz.
Kendimize sabretmeyi , duygularımıza sabretmeyi öğreniyoruz.
Hayat sanki sabır üzerine kurulmuş ...
Düzen sabır üzerine kurulmuş ...
Yarınlarda sabır bekliyor bizden ...
Hani sabır bir yemek olsa parçalardı ağzımızı ,yemek borumuzu, midemizi ...
O derece zor katlanmak ama
Nefside böyle parçalamak gerekmiyor mu?
Hissizleştirmeden o canavarı gerçek mutluluğu tadabilirmiyiz ki ?
Kulum yıpranmasın diye sıyrılın dünya sevgisinden, arzularından demiyor mu ?
Kulak tıkayan bizler değilmiyiz bunlara ...
Güzel olan herşeyde sabırla sunuluyor önümüze ...
Sabır bir kördüğüm kimi boğazlarda
O düğüm boğazındayken daha kıymetlisin Hakkın gözünde
Varmı daha ötesi...
Hayat haykırıyor İNSAN = SABIR diye...

30 Mart 2012 Cuma

Karakutu Misali Yaşamalı Bazı Duygularımızı

Belkide bu kadar mutsuz olmamız dışardaki o hayatı çok yaşadığımız içindir...


Fazla konuşkan ,fazla paylaşımcı ,fazla acı çeken ,fazla bel bağlayan,fazla tüketen insanlar olduğumuz için hayat bize bu kadar çekilmez geliyordur kimbilir...

Her insan gizemli kalmalı öyle duvarlarımızı berraklaştırırsak canımızı çok acıtırlar acımızıda bilirler ,sevinçlerimizde , zaaflarımızıda... bilmekle de kalmazlar...

İnsana soğuk gelmeyen bir duvar rengi seçmeli kendine, örmeli duvarlarımızı kiminin ki boyunu aşmalı kiminin ağız hizasında kalmalı kiminki kalp hizasında... ama mutlaka örmeli duvarları! ''Yaslan hayat sana zor geldiğinde duvarın arkasına alma kimseyi bırak mahremin kalsın! otur saatlerce, dertleş kendinle bagır ,cagır, ağla ,zırla lakin duvarın arkasında kalsın...'' Ağlamak ,üzülmek insana verilen kıymetli dugulardır göz önüne serme !Herkes kendi üzüntüsünü kendi can acısını bilir...

Kücüktük her cocugun önüne serdik oyuncaklarımızı lakin büyüdük duygularımızı toplayalım insanlardan... Sahip çıkalım kırdırtmayalım! Duygu israfına,kıymetsizleştirmeye ne gerek var karakutu misali yaşayalım bazı duygularımızı...

28 Mart 2012 Çarşamba

Düşüncelerimin Kahramanıyım....

İçimizde bizimle konuşanlar kim ?
Vicdanımız mı ruhumuz mu Rabbimizin görevlendirdiği melekler mi şeytanlar mı
bence hepsi!

Muhteşem bir zeka onu tartan bir vicdan! Saptıran şeytanlar! Doğruyu gösteren melekler! Ben kimim bu dünyada işim ne dedirten bir ruh! ''Kalabalık Yaşıyoruz'' çok kalabalık ! Bazen hepsi birden kavgaya tutuşuyor ayırana kadar canımız çıkıyor...Kambur sırtında hamal gibi taşımıcaksın o müebbet düşüncelerini...Bazen öyle iyi geçinirler ki Şeytanlar susar melekler güzel şeyler fısıldar şöyle iyice dinlenir ruhunuz ,sessizlik senfonisi güzel bir konser verir. Huzurlu bir yaşam istiyorsan; içindeki kalabalığı iyi kontrol edeceksin , iyi bir hakim olacaksın ,adaleti mıh gibi kazıyacaksın hücrelerine... İyi bir lider olacaksın ! Hem hayatını hem çevrenle münasebetini iyi ayarlayacaksın: dozunu, kozunu ,sözünü ,duruşunu kazıyacaksın beyinlere...Organizasyonlar planlar programlar hem hayatını idare ediceksin hemde içindeki kalabalığı yöneteceksin! Kaçarsan şayet hayatta ,kalabalıkta seni öyle bir idare eder ki... Kendini ,insanı perişan edersin... Evrene ayak uydurmak zorundasın! Güneş her gun doğuyorsa, dünya her gün dönüyorsa durmayacaksın! Her güne onlar gibi doğacaksın ,dönüceksin ,üreticeksin ,umut olucaksın hayvanları insanları gözeteceksin öyle ordan yargılamayacaksın insanı kafasındaki kalabalığa bakıp susucaksın acıyacaksın yapabiliyorsan kurtarıcaksın hayat kimseye kolay değil kimin ne halde olduğunu allah bilir... Yargılamadan önce merhametle bakıcaksın kalbini ruhunu her gün evinin temizliğine gösterdiğin özeni göstericeksin pırıl pırıl derleyip toplıcaksın kokuşmus çürümüş düşünceleri atıcaksın söyle bir çamaşir suyu döküceksin tüm kirli düşüncelerine hepsini bembeyaz yapıcaksın... Kalbine beynine bir ömür misafir gelen insanı pırıl pırıl ağırlıcaksın yok öyle düşünce pisliğinin ortasında bırakıp hadi bakalım yaşa bu pislikte demek günah!

Düşünmez, üretmezsek ölüden farkımız ne ? Dünya da fazlalıkmış gibi yaşamak niye ? Çalış... mucadele et bakalım hayat bize neler neler sunucak ...

24 Mart 2012 Cumartesi

Pırıl pırıl gülümsemelerim...

Gülümsetebildimi biri seni pırıl pırıl...
Sevebildin mi birini tüm samimiyetinle...
Varını yoğunu döktün mü önüne...
Bir tek gülümsesin diye ...
Kendini hatırlamadığın oldu mu ?
Önünden niceleri geçerken ,
Cehennemde olsa durabildin mi yanında
Yanmadan aşk mı olurmuş...
Öyle suya sabuna dokunmadan mutluluklarım olmadı benim !
Zordur benim sevmelerim adamı dibine kadar acıtırım ...
Kırılmışlıklarım da çok geçimsizliklerimde...
Beyni berrak biriyim neyse içim o işte ...
Endişelerimi de yaşatırım adama mutluluğu da ...
Hislerimde kuvvetlidir varsa bir pislik basarım çığlığı
Sonra dur durabilirsen yanımda adam !
Deniz gibi bir durgun bir dalgalı ...
Bir adamın varı yoğu olmak nedir bilirim ...
Hayat bu hata yapa yapa ,
Düşe kalka öğreniyoruz.
Her düştüğümüzde yaralarımızı da öpüyoruz
Kimi zaman acıdan birbirimize de sarıyoruz
Ama sevmelerim pırıl pırıldır benim
O bilir... bende onu bilirim ...
Kızsam da ,gitsem de ,dönsem de
Sevmelerim pırıl pırıldır benim...

13 Mart 2012 Salı

'' Kalbi cüce insanlar ''


Dünya bana göre bir yer değil be cücelerim ;
Burda sizden çok daha cüce insanlar var,
Hayatı melenkolik bir döngü ...
Aşk acısını bile kirletenler var !
Küfrünü adice cümlelerle süsleyenler var!
Beyni hayatı algılayabilecek kadar büyümemiş,
Oyuncak mercedesiyle oynayanlar var ...
Sahi niye kötü olduk ?
Hayatı bölüşecek kadar yürekli olmayanların ,
heva ve heveslerine doymadıkları için kötü olduk .
Gerçekler acıdır cücelerim
En az dünyadaki kalbi cüce insanlar kadar acıdır

28 Şubat 2012 Salı

''Kıymeti eksik kalan mutluluklar''


Mutluluk diye bir şey yok bence insan kendi mutluluğunu da mutsuzluğunu da dolaylı yada direk kendi seçiyor seçtiklerimden biliyorum... hayat müthiş bir yaşama sevinci istiyor senden
müthiş bir yaşama arzusu... Mutlu olmak için çaba gerekmiş hani bizim istediğimiz cinsten oturduğumuz yerden birileri bizi mutlu etmezmiş insan durup düşününce fark ediyor ne büyük hatalar yapıyoruz ne çok şey beklemişiz başkalarından sevsin, beğensin, hayran kalsın ,saygı göstersinleri...Kandırmayalım kendimizi ya bunların hiçbirisini başkaları sana veremez verse de sende kıymeti hep eksik kalır
Kendi içime yaptığım yolculuktaki bugün ki konu işte buydu mutluluk yok dedi kalbim onun yerine kaliteli faydalı güzel şeylerle doldurulmuş bir zaman dilimi var

27 Şubat 2012 Pazartesi

Kalbimin içi rezalet !

Kalbimin içi rezalet !
Ağlıyor ağlıyor ağlıyor ...
Kızıyorum bazen susturuyorum cocuk gibi azarlıyorum .
Bazen uyutuyorum uyuyor zannediyorum
Uyumuyor sessiz ağlıyor biliyorum görmemezlikten gelip susuyorum...
Kalbimin içi rezalet !
Ağlıyor ağlıyor ağlıyor...
Nihal COŞAR

25 Şubat 2012 Cumartesi

Tüm sevgimi çekiyorum kalbinden !!!

Haykırdım en acımasız cümlelerimi
Kim neyi hakettiyse aldı nasibini
En çokta O aldı ...
Hepsini acımadan bir bir söyledim
Ne bir mücadele verdi o sersem kalbin
Ne de yanlızlığımı paylaşabildi
Elimide koydum bu hayatta taşın altına
Kalbimi de...
Onuda ezdin...
Aptal bir sevgili hiç olmadım
Öyle göründüğüm zamanlara aldanma
Aşka şans verdiğim zamanlar oldu
Tüm sevgimi çekiyorum kalbinden
Artık başbaşasın kalbinle
İkinizede mutluluklar bu hayatta ...

''NİHAL COŞAR''