7 Haziran 2012 Perşembe

'' Mesafe ''

Bir hayat istiyorum içine bolca huzur koyduğum ... İnsanlara tatlı bir mesafeden baktığım... Kimsenin eksenine girmeden yaşadığım... Bağımsız bir ülke gibi kendi duygularımın bayrağını dalgalandırdığım... Fazlasıyla zorlu hayatın ne tuzu ne biberi olan... Kendi yağında kavrulan... Tatlı bir sözün tuzağına düşmeyen... Kendi kalbimin efendisi olabileyim yeter...

6 Haziran 2012 Çarşamba

"Ruh Gunlugu"

Dogdugumuzda koparildik aslinda mutluluktan huzurdan onumuze bir hayat serildi yuzlerce sorunla birlikte cogu zaman kalbimizdeki o tarifsiz aci kalicakti" kirilmislik" nasil bir duygu ki hem canini yakiyor hem susturuyor hem masumlastiriyor hem.boynunu bukturuyor dedim ya sahibiniz olan mevlamdan koparilmanin acisi icindeyiz butun kalpler sevgiye muhtac gormus tabi ruhlarimiz sevilmek ne demek sevmek ne demek en saf haliyle... gecenlerde mesnevi uzerine bir yazi okumustum en etkileyici yani o iki cumle gunlerce dusundurdu beni bizler dunyada oluyuz asil olunce diri olucagiz ... Nasilda hak verdi mutsuz uzgun halsiz yanim kimbilir kac defa hayal kirikligi gordu bu kalbim kac defa mutlulugunu hice sayarak yari yolda birakti sevdasini kolaymidir ki sevdasindan mutlulugundan vazgecmek nasil vazgecer insan demeyin vazgecer anlasilamamak illetine tutulmusuz hepiniz salgin bir hastalik kac kisiyi yakip yikti kimbilir... Ey guzel allahim delimiyiz ki bir tutam mutluluk icin heba ediyoruz su canlarimizi hirpalanmaktan dusmekten kosmaktan yorulmayan kalplerimiz gun geliyor pes ediyormus... Ah guzel kalbim gel otur konusalim seninle hayat denilen imtihan dunyasina fazla kaptirma kendini gorduklerin sevdiklerin o arzularin birer hayal ucup gidicek elinden sen kendine tutun fazla beklentilerinin basini kes insanlari rahatsiz etme herkesin imtihani kendine yetiyor zaten bir kalbe mutluluk veriyorsan bir cift goz seni gordugune mutluysa sevin mutsuzsa mesgul etme...

5 Haziran 2012 Salı

Sonra bişey oluyor ve artık eskisi gibi olamıyorsun...

Birçok soru var kendime soracağım… Hep bir “Nerden başlasam?” endişesi alır içimi, kendime karşı bile tedirginim. Korkularından, endişelerinden ve -en garip olanı- sevgilerinden vazgeçmeye çabalayan insanlarla dolu sokaklar.Ben neresindeyim bu düzenin ne tarafı seçmekle yükümlüyüm Aklıma hükmeden kırılmışlıklarımı yenemez olmuş kalbim Ahh nasıl bir duygu ki bu boğazıma düğümleniyor aklımda çözemediğim tüm sorunlar... Ne büyük hayallerim oldu hayatta nede hırslarım bir canyoldaşım olsun istedim beraber hayata göğüs gerelim diye yakınımda yanıbaşımda olan acılarımda omzunda ağlayacağım sevincimde beraber ... çok şeymiş meğersem vazgeçtim hayat al oda senin olsun yeter ki bir daha canımı bu kadar yakma ... Öğrenmelisin güzel kalbim herkes kadar onun kadar yaşamayı kendini bırakmadan Yaşayamıyorsan bile rol yapıcaksın usul usul alışıcaksın onsuzluğa hayallerinin yıkılışını sukunetle izliceksin. Başkaları sevecek sevdiğini de kim bilir daha da mutlu edecek sindireceksin! alışacaksın ...! Hayatta insanlardan yılandan akrepten kaçar gibi kacacaksın... Kalbim; İnsanlar anlamazlar seni kabul ediceksin HAYAT; kör sağır dilsizdir... Sen kendin için, içindeki zehri dışarıya atmak için yazacaksın ...

1 Mayıs 2012 Salı

Dilin Esiri Zavallı Kalpler...

Kalpler dilin esiri olmuş bu zamanda Öfkenin esiri... Tertemiz sevgilerini şeytana verdiğiniz sözlere mi sattınız ? Kendim dediğiniz kimdi ? neye değiştiniz sevginizi Sevdiğinize verdiğiniz sözleri tutmamakla suçlanıyorsunuz kalpler İkiyüzlü olmakla .... Bütün kabahati suçu kalplerinize atın bakalım!!! Nasılsa en güçlü yanınız Kalbiniz O affeder, O sabreder, o sever ... Bir gün gelir hiç beklemediğiniz zamanda kalbinizde ölür Onca pisliğin onca samimiyetsizliğin altında nefes alamaz hale gelir Atılan onca iftirayı kaldıramaz bir gün ... Bir gün gelir sinek kadar küçük mide bulandıran bir konu kalbinizden üstün olur ... Bir dilin isyanı şöyle demiş; sevdiğim bana verdiği sözü tutmadı söylemiştim ona bu son diye Benimle bir daha tartışırsan biter söz verdim kendime diye ... Ey dil sevgilin seninle tartıştı hadi git tut kendine verdiğin sözü !!! Ey o dilin tutsağı kalp sen kal sevdiğinin yanında O dilin cehenneme kadar yolu var...... Ne sevdiğin sana verdiği sözü unuttu nede sevmekten vazgeçti En cok canı yandığında bile vazgeçmedi seni sevmeten Ne gurur yapıp vazgeçti senden nede yalvarmadığı af dilemediği kaldı Zaman geldi tüm suçu günahı boynuna yükledi tüm hata benim dedi Zaman geldi huyuna suyuna karşı koydu asiliğine dur dedi Bazen başaramadı bu yüzden terk edildi! Sevgi hangi kalıba girmişte bu hain dilin kalıbına giricekmişşşş Hesapsız şartsız sever kalpler Varsa bir sorun o bizim iletişim dilimizden kaynaklanır Yoksa kalplerimiz ne şartlarda sevdi ne şartlarda vazgeçmedi birbirinden Çözemedik ya sevdiğimizin huyunu suyunu ,kusurlarını zayıf yanlarını... Ne kadar anlamak için caba harçadın ki ? Onun ruhuna bürünmeyi başarabildik mi ? Herşeye rağmen yanında olamadık ya! Kafa tutmak rest çekmek en kolayı hain ilan etmekte en kolayı Oh ne güzel dimi bütün suçu günahı yükledin sevdiğinin boynuna gidiyorsun öylemi! Kalbin rahat mı ? Güle güle sevgili... İMZA: Kalpler vardır bir ömrü vardır birgün ölürler... Kalpler vardır çoktan ölmüşlerdir bedenlerinin ölmesini beklerler...

2 Nisan 2012 Pazartesi

Hayat Haykırıyor ; İNSAN = SABIR diye...



Hayatımızın tamda merkezinde sabır var
Dünyaya geldiğimiz ilk günden itibaren sabrı öğreniyoruz.
Anne karnında hayata gelmek için iki büklüm sabrediyoruz.
Hayata geliyoruz yaşamı sabırla ,düşe kalka öğreniyoruz ...
Büyüyoruz hayata tutunma, bir yerlere gelme savası veriyoruz .
Bir yandanda kalbimize sabretmeyi ,mantığımıza sabretmeyi öğretiyoruz.
Kendimize sabretmeyi , duygularımıza sabretmeyi öğreniyoruz.
Hayat sanki sabır üzerine kurulmuş ...
Düzen sabır üzerine kurulmuş ...
Yarınlarda sabır bekliyor bizden ...
Hani sabır bir yemek olsa parçalardı ağzımızı ,yemek borumuzu, midemizi ...
O derece zor katlanmak ama
Nefside böyle parçalamak gerekmiyor mu?
Hissizleştirmeden o canavarı gerçek mutluluğu tadabilirmiyiz ki ?
Kulum yıpranmasın diye sıyrılın dünya sevgisinden, arzularından demiyor mu ?
Kulak tıkayan bizler değilmiyiz bunlara ...
Güzel olan herşeyde sabırla sunuluyor önümüze ...
Sabır bir kördüğüm kimi boğazlarda
O düğüm boğazındayken daha kıymetlisin Hakkın gözünde
Varmı daha ötesi...
Hayat haykırıyor İNSAN = SABIR diye...

30 Mart 2012 Cuma

Karakutu Misali Yaşamalı Bazı Duygularımızı

Belkide bu kadar mutsuz olmamız dışardaki o hayatı çok yaşadığımız içindir...


Fazla konuşkan ,fazla paylaşımcı ,fazla acı çeken ,fazla bel bağlayan,fazla tüketen insanlar olduğumuz için hayat bize bu kadar çekilmez geliyordur kimbilir...

Her insan gizemli kalmalı öyle duvarlarımızı berraklaştırırsak canımızı çok acıtırlar acımızıda bilirler ,sevinçlerimizde , zaaflarımızıda... bilmekle de kalmazlar...

İnsana soğuk gelmeyen bir duvar rengi seçmeli kendine, örmeli duvarlarımızı kiminin ki boyunu aşmalı kiminin ağız hizasında kalmalı kiminki kalp hizasında... ama mutlaka örmeli duvarları! ''Yaslan hayat sana zor geldiğinde duvarın arkasına alma kimseyi bırak mahremin kalsın! otur saatlerce, dertleş kendinle bagır ,cagır, ağla ,zırla lakin duvarın arkasında kalsın...'' Ağlamak ,üzülmek insana verilen kıymetli dugulardır göz önüne serme !Herkes kendi üzüntüsünü kendi can acısını bilir...

Kücüktük her cocugun önüne serdik oyuncaklarımızı lakin büyüdük duygularımızı toplayalım insanlardan... Sahip çıkalım kırdırtmayalım! Duygu israfına,kıymetsizleştirmeye ne gerek var karakutu misali yaşayalım bazı duygularımızı...

28 Mart 2012 Çarşamba

Düşüncelerimin Kahramanıyım....

İçimizde bizimle konuşanlar kim ?
Vicdanımız mı ruhumuz mu Rabbimizin görevlendirdiği melekler mi şeytanlar mı
bence hepsi!

Muhteşem bir zeka onu tartan bir vicdan! Saptıran şeytanlar! Doğruyu gösteren melekler! Ben kimim bu dünyada işim ne dedirten bir ruh! ''Kalabalık Yaşıyoruz'' çok kalabalık ! Bazen hepsi birden kavgaya tutuşuyor ayırana kadar canımız çıkıyor...Kambur sırtında hamal gibi taşımıcaksın o müebbet düşüncelerini...Bazen öyle iyi geçinirler ki Şeytanlar susar melekler güzel şeyler fısıldar şöyle iyice dinlenir ruhunuz ,sessizlik senfonisi güzel bir konser verir. Huzurlu bir yaşam istiyorsan; içindeki kalabalığı iyi kontrol edeceksin , iyi bir hakim olacaksın ,adaleti mıh gibi kazıyacaksın hücrelerine... İyi bir lider olacaksın ! Hem hayatını hem çevrenle münasebetini iyi ayarlayacaksın: dozunu, kozunu ,sözünü ,duruşunu kazıyacaksın beyinlere...Organizasyonlar planlar programlar hem hayatını idare ediceksin hemde içindeki kalabalığı yöneteceksin! Kaçarsan şayet hayatta ,kalabalıkta seni öyle bir idare eder ki... Kendini ,insanı perişan edersin... Evrene ayak uydurmak zorundasın! Güneş her gun doğuyorsa, dünya her gün dönüyorsa durmayacaksın! Her güne onlar gibi doğacaksın ,dönüceksin ,üreticeksin ,umut olucaksın hayvanları insanları gözeteceksin öyle ordan yargılamayacaksın insanı kafasındaki kalabalığa bakıp susucaksın acıyacaksın yapabiliyorsan kurtarıcaksın hayat kimseye kolay değil kimin ne halde olduğunu allah bilir... Yargılamadan önce merhametle bakıcaksın kalbini ruhunu her gün evinin temizliğine gösterdiğin özeni göstericeksin pırıl pırıl derleyip toplıcaksın kokuşmus çürümüş düşünceleri atıcaksın söyle bir çamaşir suyu döküceksin tüm kirli düşüncelerine hepsini bembeyaz yapıcaksın... Kalbine beynine bir ömür misafir gelen insanı pırıl pırıl ağırlıcaksın yok öyle düşünce pisliğinin ortasında bırakıp hadi bakalım yaşa bu pislikte demek günah!

Düşünmez, üretmezsek ölüden farkımız ne ? Dünya da fazlalıkmış gibi yaşamak niye ? Çalış... mucadele et bakalım hayat bize neler neler sunucak ...